18 Eylül 2005

Mp3 calar


Hic aklimda yoktu, zeren kendine ararken bunu bulduk ve sanirim dayanamayip alicam. 512MB lik versiyonu posta masraflari dahil 60$a geliyor ve benim gibi kulaklik kablolarindan nefret eden biri icin oldukca faydali bi urun. Tek sorunu usb1.1 olmasi, bu dosya transferini yavaslaticaktir ama olsun, 10 saat muzik calabiliyor tek sarjla, usb uzerinden sarj oluyor, 45 gr. agirligi. Urunun adi Butterfly 2 MP3 player. Gerci bunlari ureten Thanko adli japon sirketi urunun ileri versiyonu Butterfly 4 u bile piyasaya cikarmis ama onlar buraya gelmedi henuz bir de ara kablosunu oole firfirli yapmis falan cok isinamadim. Bir de bu var, daha shik gorunumlu yanina da bi led koymus sarki isimlerini yazan. Kafanizda kulaklikla mp3 dinlerken yan taraftaki led'i aleti kafanizdan cikarmadan nasil mi goruceksiniz? Yaninizdaki arkadasa soruyorsunuz ekranda ne yaziyor diye, arkadasiniz yoksa sokaktan birini cevirip sorun o size okur.

Bu arada Zeren siparisi verdi onunki gelsin ses kalitesine gore bende alicam. Bu arada urun mankenimizin de Zeren'in aklini celdigini dusunuyorum ben.

16 Eylül 2005

Blogger blog arama

Blogger'in son yeniligi blog arama motoru olmus, buradan test edebilirsiniz.
Bunun disinda bugun farkettim ki turkce sayfadaki yorumlarda bir sorun varmis, onu duzelttim.

15 Eylül 2005

Kadinlarin ayaklari

Dikkatimi cekti, cogu kadin internet sayfalarina, profillerine ya da bloglarina ayaklarinin cesitli kompozisyonlarda cekilmis fotograflarini koyuyor ama bunu yapan bir erkege henuz rastlamadim. Acaba bende 44 numara ayagimin fotografini internette yayinlasam bir ilk olurmuyum diye dusundum, sonra estetik kaygilardan dolayi vazgectim.

14 Eylül 2005

Musterinin isteklerini tercume edebilmek

Japonya'da eski ve koklu bir camasir makinesi ureticisi varmis, bunlarin basarili ve cok satan bir modeli varmis. Bu model ozellikle dayanikli ve uzun omurlu olmasiyla unluymus ve servis istegi cok dusukmus fakat bir sure sonra ozellikle kirsal alanlardaki kullanicilardan servis hizmeti icin yogun bir geri gonderme yasanmis. Uzun sure bunun sebebini arastiran sirket en sonunda sebebi bulmus. Uzun suredir dayanikliligi ile unlenen bu camasir makinesini kullanicilar sadece kiyafetlerini degil, patateslerini yikamak icin de kullanmaya baslamis! Cunku tarimda bu patatesleri yikamak icin satilan makinalar bundan cok daha pahaliymis. Bunun uzerine japon sirketinin yaptigi hamle ise cok sasirtici, onlar urunun uzerine lutfen patateslerinizi bu makinada yikamayiniz yazmamis ya da bu sebeple bozulan urunler garanti kapsami disindadir dememis, aksine onlar makineyi gelistirip patates yikamak icin bile dayanikli hale getirmis. Servise gonderilen makine sayisi aniden dusmus, makine satislari buyuk oranda artmis. Bu hamle ile sirket hem teknik servis ihtiyacini dusurmus, hem pazar payini genisletmis (patates yikama makinasi alanina girerek) hem de musteri memnuniyetini kazanmis.

Bazen musterilerin istekleri vardir ve bunlari dile getiremez, nasil dile getirecegini bilemez veya sadece cekinir. Iste modern pazarlamanin gereklerinden biri de bu istekleri tercume edebilmektir. Musteriye neyi nasil kullanicagini ogretmek yerine onlarin ihtiyaclari neler ve neler bekliyorlar urunden onu dinleyip tasarimlarimizi ve pazarlamamizi buna gore yapmak gerekir.

Aklima Turkiye'de ki bilgisayar teknik danisma hattini arayip benim bilgisayarimin kahve tutacagi kirildi (cd-rom surucusu) diye arayan kullanici geldi. Belki de sasirmamali ya da gulmemeli ve cd-rom surucu kapaklarini daha dayanikli uretmelityiz. Bende cogu zaman bilgisayar basinda kahvemi icerim ve cogu zaman koyucak bir yer bulamam masamda aslinda.

10 Eylül 2005

Blank Club

Bu gece Zeren'le Blank Club'a gittik. Biraz tenhaydi, sanirim persembe aksamlari daha iyi oluyor.

Von Iva adli bi grup sahne aliyordu, fena degillerdi ama sarkilari hep birbirine benziyordu. Bunlarda cep telefonumdan kaydettigim ufak klipler.





9 Eylül 2005

Roportaj

7 Eylul tarihinde Brezilya'nin Folha De S.Paulo gazetesinde video bloglar hakkindaki bir roportajima yer verildi. Saniyorum ayni gun yan yayin organlarindan Liberal gazetesinde de yayinlandi bu makale.

Makaleye online olarak buradan ulasilabiliyor ama ne yazik ki sifreli bir kisim, bu yuzden buraya resim olarak ekliyorum makaleyi.







Burada da sadece benim ile ilgili olan kismi yazili olarak (portekizce sadece):

Turco conta cotidiano emvídeo

Arazão que levou Mert Ulas a começar seu videoblog (mertulas.blogspot.com) foi o desejo de registrar uma fase de sua vida para recordá-la no futuro.“É um motivo meio egoísta. Pensei em mim mesmo. Mas, como sou sincero nas filmagens, as pessoas começaram a se interessar”,diz ele,que,mesmo vivendo temporariamente nos EUA, se autoproclama o único videoblogueiro turco. “Acabo de começar a traduzir os textos para o inglês (mertulas-eng.blogspot.com)”, justifica-se, embora afirme que o vídeo é uma linguagem universal. “Outro dia assisti a um videoblog japonêse, apesar de não entender nada do que diziam, não fiquei entediado, poispodia compreender suasexpressões.” Nascido em Istambul, Ulas diz que prefere assistir a umvideoblog de um iraquiano do que ao noticiário global sobre aquele país, que só transmite
aquiloqueépermitido.

Bir fiyatina iki al !

Kacimiz bunun aslinda zalim bir pazarlama hilesi oldugunu, aslinda X fiyata 2 tane sattigi urunun tanesinin gercek degerinin X/2 den bile az oldugunu biliyoruz?

Dizayn asamasi

Bir urun ilk dizayn asamasindayken genellikle bu urun icin ayrilan maliyetin %20'si harcaniyor halbuki bu asamada (eger dizayn asamasi uretim sirasindaki en ince detaylari bile hesapliyarak yapildiysa) urunun piyasaya cikmadan onceki %80'lik bolumu aslinda tamamlanmis, geriye sadece urunu bu dizayna gore uretmek kalmistir. Buradan yola cikarak dizayn asamasinin onemi anlasilabilir.

Buna gore sirketlerde dizayn bolumunde aylik maasla calisan muhendisler aslinda sadece yeni bir dizayn yapilmasi gerektiginde yogun olarak calismaktadir. Ne var ki bu bolumde calisanlarin motivasyonunun yuksek tutulmasi ileride kotu dizayndan kaynaklabilecek buyuk sorunlarin onceden engellenebilmesi acisindan kritik onem tasimaktadir.

Motivasyonu arttirici bir yontem olarak bu dizayn asamalarinda dizayn bolumunde calisanlara maaslarinin yaninda ekstra prim verilmesi dusunulebilir. Bu ekstra prim bir bakima borc olarak dusunulmelidir, uretimin ileri asamalarinda dizayn hatasindan cikabilecek her sorun icin bu ekstra primin belli bir kismi tekrar calisandan geri alinabilir, eger dizayn kaynakli bir hata bulunmaz ise bu para calisanda kalacaktir. Boylelikle calisanin dizayn asamasinda daha ileri goruslu ve kapsamli dizaynlar yapmasi saglanabilir.

Surekli gelisim icinde dengeyi bulabilmek

Gozlemlemelerime gore surekli ureten ve gelisim icindeki kisilerde sikca gorulen sorunlardan biri de belli bir zamandan sonra sosyal hayatlarindaki dusus ve buna bagli olarak bu kisilerde meydana gelen psikolojik rahatsizliklar. Bugune dek cogu sirket bu tur calisanlarina belli bir sure tatil hakki taniyarak bu sorunu asmaya calismis fakat gelisim surecini etkilemeden ve daha bu sorunlar ortaya cikmadan onlem alinmasi gerekli. Insan bir butun olarak dusunuldugunde ihtiyaclarinin sadece fiziksel ve maddi olmadigi anlasilmaktadir. Sosyal cevreyi gelistirici bir atmosferin yaratilmasi icin sirketlerin de caba gostermesi gerekir, bu calisanlarinin performans stabilitesini korumak icin alinmis bir onlem olarak gorulebilir.

Ya yapmasaydik?

Genelde sirketler de "zamaninda sunu soyle yapsaydik sonuclari simdi ne olurdu" seklinde dusunurler, halbuki obur yuzune de bakmak lazim "eger bunlari yapmasaydik simdi ne olurduk" seklinde. Boylelikle neyi dogru yaptigimiz ve neden yaptigimiz daha kolay anlasilir. Eger bir gelisim icindeysek bunu saglayan sebeplerin oneminin anlasilmasi acisindan da kritik bir dusunce tarzi bu.

Hayati bir fonksiyon olarak dusunsek bu kadar basit olabilirmi acaba?

8 Eylül 2005

Bugun

Uzun sureden beri ilk kez bugun kendimi oldukca yalniz hissettim, icimden hicbir sey yapmak gelmiyor ama yarinki prezentasyon icin hazirlanmam lazim. Umarim kisa donemli bir ic sikintisidir bu.

Bilgisayar Oyunu

Ben 2-3 gun bu oyunu oynayip bitirdim simdi de sira Sina'da, 2 gundur ayni bolumde takildi.

7 Eylül 2005

Avrupa'ya girmisim

Bugun farkettim ki beni Avrupa'daki video bloggerlar listesine almislar, bir de ulkece alsalar.
Burada da beni Istanbul bogazinin ortasina koymuslar ama olsun, vapurla gecerdim oradan.

Daha iyiye gidiyor

Son bir haftadir projem icin sponsor firma ve fakulteden hoca bulamadigim icin stresliydim oldukca ama simdi isler yoluna giriyor gibi, bu cuma ve persembe gunleri iki prezentasyonum var. Umarim sorunsuz gecer.

6 Eylül 2005

Mutluluk

Quentins beni bloglar arasindaki "sizi mutlu eden 10 maddeyi yazin" konseptine davet etmis.

1) Uyandigimda kolumun altinda kopegim maconun sicakligini hissetmek
2) Kahvaltida taze sıkılmış portakal suyu ve pastirma bulunmasi
3) Cok uzun ucak veya araba yolculuklarinda uyuyabilmek ve uyandigimda neredeyse gelmis olmak (hic olmadi)
4) Yemyesil bir ovada yuvarlanmak (cocukken yapardim)
5) Saygi gormek
6) Ise giderken arabayi calistirir calistirmaz sevdiginiz sarkilardan birinin calmaya baslamasi
7) Gunun ortasinda birdenbire dun gece gordugum ama sabah hatirlamadigim ruyanin aklima gelmesi
8) Yeni bir sarki kesfetmek ve ondan sikilana dek yuzlerce kez dinlemek
9) Duzenli yasayabilmek
10) ve tum bunlari paylasabilmek

Hmm, sanirim benimde bunu birisine devretmem gerekiyor, bende zikzak'i davet ediyorum.

Yemegimizin ufak bir videosu

Yemegimizin ufak bir videosu

Ilk yemekli davetimizi verdik bu gece, misafirlerimiz yerlesmemize cok yardimci olan Mark ve kiz arkadasiydi. Zeren pilav, tavuk ve bamya pisirdi bizim icin.

Barsuk Records

Alternatif ve pek bilinmeyen muzik gruplarini bunyesinde bulunduran bir kayit sirketi kesfettim, beni en sevindiren yani ise bunyesindeki cogu grubun bir iki mp3 parcalarini da siteye koymalari olmus. Barsuk records. Bir sure once yeni muzik bulamamaktan yakiniyordum, simdi mutluyum.

4 Eylül 2005

Gelistirme ve sifirdan yaratma

Uretilebilirlik icin dizayn dersinde aklima geldi, bana yeni bir sistemi sifirdan uretmektense mevcut bir sistemi alip gelistirmek daha kolay geliyor. Aslinda en sagliklisi sifirdan gelecege yonelik bir dizayn yapabilmek ama sanirim bunu basaramayacagimdan, bu yapacagim dizaynin surekli eksik olmasindan korkuyorum ve bu yuzden mevcut ve sorunlu bir sistemi gelistirmek bana daha zevkli geliyor. Sonra Turkiye'deki araba modifikasyonu cilginligi aklima geldi, belki de genlerimdedir dedim.

3 Eylül 2005

Hawaii'de ormanda kayboldum

Mayis ayinda gittigim Hawaii'deki tropik orman
(bu arada konusurken ayni anda bogurtlen yiyorum)

2 Eylül 2005

Ingilizce destegi / English support

Bundan boyle yazilarimi ingilizceye de tercume etmeye karar verdim, benim icin zor olucak surekli cevirisini yapmak ama San Jose'deki arkadaslarim hicbir sey anlamiyor yazdiklarimdan. Yandaki "english" baglantisindan bugunden sonra yazacaklarima ingilizce olarak da ulasabilirsniz.

-------------------------------

From now on I decided to translate my posts to English as well, it will be hard for me to translate them every time I post however none of my friends in San Jose was able to understand a word from my posts. You can read all my posts from now on in english just by clicking the "english" link by the sidebar.

Askere giden arkadaslarimiz ilk acemi egitimlerini tamamlamislar. Sirayla Erim, Hakan ve Onur.

sina salonda ogle vakti guzellik uykusunda

zeren odamda ders calisirken

30 Ağustos 2005


Bu gomlek digerlerinden daha kisa olmasiyla dikkatimi cekmisti, 14 yasinda bir cocuga aitmis, 8 aylik hamile bir kadinin da gomlegi sergileniyordu. Genelde linc edilme sebebi afro-amerikalilarin beyaz bir kadini taciz etmesiymis, once hapise atilan kisi daha sonra coskulu halk tarafindan hapisten cikarilip asiliyor, sonra fotograflaniyormus. Coguna asilmadan once iskence de uygulaniyormus.

Burada da linc edilen kisilerin saclari, disleri, dugmeleri vs sergileniyor. Bu kadar cok gomlegin ve esyanin bulunabilmesinin sebebi ise o donemlerde linc edilme bir merasim gibiymis, insanlar linc ettikleri kisilerin esyalarini saklarmis hatira olarak. Anneler ilkokula giden cocuklari linc gosterisini kacirmasin diye okula 'lutfen cocugumu bugun linc gosterisini izleyebilmesi icin ozurlu sayin' diye not yazarlarmis, linc edildikten sonra bu insanlarin yaninda fotograf cektirmek icin kuyruk olustururmus insanlar daha sonra bu fotograflari kartpostal olarak sevdiklerine onemli gunlerde gonderirlermis.

Gomleklerin cogunda kan lekesi vardi, kimileri yanmisti kismen, normalde vahsetini anlamadiginiz bir olayin yakindan bakip o gomlege dokunabildiginizde gercekligini hissedebiliyorsunuz, gomleklerin altinda ait olduklari insanlarin adlari yaziyor.

Dun kutuphaneden Zeren'le dolasirken 2. katta bir suru kirli gomlek gorduk, bir sergiymis bu, Amerikadaki Linc edilme hakkinda bir sergi. 1800lerden 1968e dek linc edilen insanlarin (cogunlugu afrika-amerikan kokenli) linc sirasinda giydikleri gomlekler, kisisel esyalari, tirnak, sac ve disleri sergileniyordu.

Kacirdiklarim

Istanbul'da olsam kacirmayacagim iki organizasyon vardi

Birincisi Formula G yarisi

Ikincisi ise tabi ki Rock'n Coke...

28 Ağustos 2005

2 hafta onceki mangal partisinden bir video

Proje

Cuma gunu proje dersi vardi, danismanimiz bir hafta icinde piyasadan projemize sponsor bir firma ve universiteden bir ogretim uyesini bulmamizi istiyor tez komitesini olusturmak icin, herseyi kendimiz bulucaz, 1 hafta icinde, tam macera.
Dertli dertli dusunuyorum hangi firmaya cat kapi gitsem, ne desem diye. Neyse bu klip ve sarkiyi dinliyorum son gunlerde, yeni gruplar, sarkilar bulmam lazim.

Blogger'in yeni hizmetleri ve video blogging

Blogger benim buyuk olcude rahatsiz oldugum comment spamleri icin word verification cozumunu sunmus, settings kisminda comments bolumunden aktive edebilirsiniz. Ikinci yenilikleri Word'e bir bar ekliyor boylelikle Word'de yazdiginiz herhangi bir dosyayi tek klik ile sitenize upload edebilirsiniz. Ne yazik ki henuz resimler ve tablolar desteklenmiyor wordde yazdiginiz. Ben zaten w.bloggar diye bir program kullaniyordum ama Word de guzel olmus. Video blogging hizmetini ise yardimci 2 servis sayesinde yapabilirsiniz, bunlardan biri YouTube digeri ise Vimeo. Ben sahsen Vimeo'yu tercih ettimn (artik youtube'u tercih ediyorum tecrube edinince), vimeonun tek kotu yani haftada 8 mblik kotaniz var, Youtube'da herhangi bir kota sinirlamasi gormedim ne var ki yukledikten sonra verificationi bekliyorsunuz uzun bir sure ve bu beni caydirdi o yuzden, birde videolarin uzerine seffaf kendi adini koyuyor yanilmiyorsam reklam olarak, o da hos degil pek rahatsiz etmese de. (not: verification beklerken videoyu genede goruntulebiliyorsunuz, yani bir sorun olmuyormus) Ikinci ekliyecegim sey ise Vimeo da videoyu yuklediginizde bloga, siz playe basmadan yuklemeye basliyor, buda siteyi inanilmaz yavaslatiyor, youtube oyle degil sadece baslangicta preview koyuyor, sonuc olarak son tercihim hicbir kota sinirlamasi da koymayan youtubedan yana, tek rahatsiz edici kismi banneri ama o kadar da sorun degil boyle bir hizmete karsilik. Iki sistemde parasiz. Sistemlerden begendiginiz birine uye olun daha sonra upload videos kismindan upload edin videonuzu ve daha sonra share video kisminda size verilen kodu blogunuza koyun ayni link gibi, oldukca zahmetsiz bir is.

Video blogging

27 Ağustos 2005

Ziplayan dusunceler

Dun dersteyken hoca NIH (not invented here) IKI (I know it) DMWL (do more with less) kavramlarindan bahsetti. Ben de bu sirada amerikalarin bu kisaltmalari ne kadar cok sevdiklerini dusunuyordum, bense aksine birseyi kisalttigimda onun anlamindan uzaklastigini dusunurum ama sanirim amerikalilar fast, faster, fastest kavramiyla ilerledikleri icin anlam kaybolmasi onlar icin pek onemli degil.

Not invented here ve I know it kavramlari kisaca bu is ya da urun burada yapilmamis ben bundan anlamam kendi bildigimi yaparim ve ben herseyin iyisini bilirim, ben bu isi zaten adim gibi biliyorum demek. Bunlardan olabildigince kacmamiz isteniyor. Dusununce bunu zaten ben kendi deneyimlerimden ogrenmistim ya da bir sekilde kulturel olarak ya da cevremden bana aktarilmisti bu, yani yazili olarak kural gibi gormemistim hic bunlari. Burada ise sanirim herseyin kuralsallastirilmasi gerekiyor, surekli yazili bir formul uzerinde calisiliyor gibi, sanki bazi kulturel degerler formullerle yaratilmaya calisiliyor gibi... Cok daldan dala atliyorum zaten bu yuzden baslik ziplayan dusunceler ama seviyorum bu tarz beyin jimnastigini. Daha sonra turklerin ne kadar gec yazili kulture gectigini dusundum, belki bundan kaynaklanan bir farkdir dedim kendime, sonra tam olarak yazili kulture gecis surecimiz tamamlanmadan globallesiyoruz, yazilmayanlar unutulacak, kulturel bi kayip yasanacak diye dusundum. Internetin tamamiyle yazili bir kultur oldugunu dusundum ve hayati ne kadar degistiecegini gelecekte. Sonra yazdigim blog aklima geldi, garip hissettim, ileride cocuklarimin benim gencligimi okuyacaklarini, gencken ki dusuncelerimi hic bozulmadan okuyabileceklerini dusundum, benim kendi babamin gencligi hakkinda bildiklerimi dusundum. Blog yazmanin onemini dusundum, neden yazdigimi dusundum: kendi gelisimimi incelemem, aklima gelen fikirleri zamanla unutmamak icin, insanlara kendimi yalnizca bir web sitesi adresi ile tanitmanin kolayligini dusundum, seffafliga yaklasimi dusundum. Sonra ishe alimlarda cv de artik blog adresi gibi bir kisim eklenebilir diye dusundum basvuru formlarina.

Cok duzenli ve okumasi kolay bir yazi olmadi ama sanirim zihnimin calismasi da boyle oluyor.

Uretilebilirlik icin dizayn

Dun ilk derse girdim, Design for manufacturability. Hocasini onceden taniyordum, biraz suphelerim vardi ama iyi olucak sanirim, AMD anilarindan ya da ucla daki lazer calismalarindan bahsetmedi bu sefer en azindan. Bu derste basitce uretime gecirilebilecek sekilde urunler nasil dizayn edilmeli, nelere dikkat edilmeli, Leann uretimine uygun mu gibi sorular isleniyor ama paketlenmesinden urunun test asamasina ne kadar para gider, deger mi gibilerinden her yonuyle ilgilenilerek.

Urun denince akla hic yazilim gelmiyor ama aslinda onlar icin de biraz daha kisitli olsa da gecerli. Tabi burada urunun dagitimi internet veya cd/dvd yoluyla yapildigi icin dagitim yeterince optimize edilmis durumda, uretim kismi ise aslinda urunun dizayni ile ayni safha gibi de dusunulebilir ama urun yazilim olsa bile onceden kagit uzerinde dusunulmeli, musteri istekleri neler, ileriye yonelik gelistirilebiliyor mu, yeterince basit mi bunlar uzerinde tartisilmali ve ondan sonra kod yazilimina gecilmeli. Bir bakima "muhendislik" yapilmali. Son olarak da standartlar var tabi ki, nasil devlet medikal elektronik alet ureten firmalara belli regulasyonlar, standartlar koyuyorsa; uyum, guvenlik ve basitlik acisindan yazilim da da belli standartlar uygulanmaya baslaniyor. Internette standartlarin cikmasi neden bu kadar gecikti diye dusunuyordum gecenlerde ama internetin cok genis ve tamamiyle serbest bir bolge oldugunu dusununce, herkesin ortak bir noktada bulusmasi kolay olmuyor elbette ve zaman aliyor, sanirim yeni teknolojilerin onundeki en buyuk engellerden biri ortak bir standartta bulusmanin zorlugu. (bknz. DVDlerde + / - standartlari, DVDlerin yerini alicak bluedisc standarti catismasi sirketler arasi)

26 Ağustos 2005


Panomda Sina'nin cizdigi resim. Zeren'in kralci tabir ettigimiz bir arkadasi gelmisti Berkeley'den gecen gun, Zeren'e ortak hesap falan acmisti. 'Muhendisler nerede','Bi seker atalim gitmeden (olips)', 'mayk', 'size herseyi bulurum', 'Tarkan'in kankasiymis','Berkeley cok guzel ama sizi cagiramam' belli basli replikleri kralcinin. Bu arada benim ustte aldigim notlar da sahane: askerlige basvur (temsilcilige erteletme dosyalarini yolla manasinda) alinacaklar ise peynir kavun degil yatak alti, araba, bilgisayar seklinde

25 Ağustos 2005

Diyalog

Sina, ben ve zeren arasinda uzun suredir yatak alti bazasi bulamamiz uzerine gecen bir diyalog   

Sina- Mert sen Zeren'in yeni yatak projesini biliyor musun?
Mert- Yok nedir?
Sina- Adam kutuphaneden 'kiloyla' kitap alalim, yatagi bu kitaplarin uzerine insa edelim diyor, bir de bana fikrimi soruyor.
Mert- (kopuyorum) kiloyla?
Sina- Ben efendilik edip sustukca adam israrla soruyor, aferin demedigim icin kiziyor, onayimi almaya falan calisiyor
Mert- Ooo kutuphaneciye ortaya 2 kilo karisik at deriz olmadi sonra surat ifadesini seyrederiz

24 Ağustos 2005


detay 3

detay 2

detay1

Dolap ici organizorler cok ise yariyor, ozellikle sadece bir rafi olan benimki gibi dolaplarda

Kapi yanindaki bos duvarada bir poster asarim boylece sigorta kutusunu da kapatmis olur.

Tek eksigim yatak alti bazasi ama Ikea'da kalmamisti, Craiglist'den buldum birinde mail attim belki onu alabilirim.

Cogu esyayi Ikea'dan aldim, kose masa odama en cok uyuyordu, masanin yarisini bilgisayar, diger yarisini duz calismak icin kullanicam.

Buradaki odama sonunda yerlestim, bunlar da odamdan bir kac resim, kutuphanenin yanindaki duvara bi poster asmayi dusunuyorum.

Sina'nin Ikea otoparkinda American psycho pozu

Ikea'ya giderken kiraladigimiz pick-up, Zeren ve Sina