8 Ocak 2006

Bu evi, bu sehri terketmeliyim

Diyelim ki bir iki bira icmisiniz, gevsemis dizimaxde ard arda Alias'in daha once izlemediginiz bolumlerini izliyorsunuz geceyarisi. Hersey miskin, dizi eglencelik, Jennifer guzel hatun. Stresiniz yok... Sonra bir ses duyuyorsunuz ince bir cit sesi evde, onemsiz bir detay. Sonra sans eseri gozunuz ileride duran perdeye takiliyor, nedendir bilinmez. Ve gozunuzu ayiramiyorsunuz. Nedeni mi? nedeni lanet buyuklukteki (ama oyle boyle degil) bir hamam boceginin perdenizin ustunde usulca durmasi. Sakin yapili bir insan olmama karsin sinirleniyorum ve korkuyorum, beni annemin biguduli halinden daha fazla urkuten birsey varsa bunlarda hamam bocekleridir.

Daha sonra tabi ki her akli basinda insanin yapacagi gibi elime terligimi aliyorum, alti sert duz kalin tabanli olanini giymisim sansa, bu terlikle birlikte cok lesimiz oldu yaninda kendimi hep guvende hissederim. Ama bir bakima deplansmandayim, cunku yaratik perdede, yumusak zemin ani bir vurus etkili olmayacaktir, uzun sure terligi bastirmaliyim ama mutlaka bir sure sonra oldumu diye terligi cekicem ve yaratik yercekiminin de etkisiyle yere dusucek yuksekten. Ve zor kisim burada cunku olmediyse ikinci bir sansim olmayabilir.

Yaklasiyorum, vurusu yapmadan once on arastirma yapmam lazim, kanatliysa isim zor. Hayir, kanatli olanlardan degil bu oriental cinsinde hamam bocegi ama cok kalin kabuklu gozukuyor, hic kolay olmayacak. Bir de boyundan buyuk antenleri var kalin kalin, bu yasinin bir gostergesi. Hamambocekleri yaslandikca kabuklari kalinlasir, bu ayni zamanda onlarin gormus gecirmis olduguna bir isarettir. Mutlaka cocuklari vardir. Benim kendi evimde sevismis cocuk peydahlamistir. Sansliysam oldurdukten sonra antenleri yuvalarinin yonunu isaret eder, antenleriyle o yone dogru bir haber iletmek isteyecektir, bende yarin ilaclayacagim bolgeyi bilmis olurum onceden ama simdi bunu dusunmenin sirasi degil isime bakmaliyim.

Bam, terligi perdeye yapistiriyorum. Ilk basta perdede iz cikmasindan cekiniyordum ama sonra onun igrencligini dusundukce bunu hic onemsemiyecegimi ve hatta bundan zevk alacagimi hissediyorum. Duvar ve perde arasinda genis bir bosluk varmis, bunu simdi farkediyorum ve tabi ki bu benim icin buyuk bir dezavantaj. Katirti duyuyorum, terligi biraz daha ileri geri ittirip artik icimden gelen bir igrenti ile oldugunu umarak cekiyorum terligi. Perdede leke yok, hayvan tam korktugum gibi yercekiminin etkisiyle dusuyor, once hoparlorun uzerine dusuyor (dustugu anda ses bile cikariyor o kadar buyuk ki dusmesi bile ses cikariyor) sonra oradan sekip yere dusuyor. Hala hizli ama bacaklarindan bir kacini kirmis olmaliyim ki topalliyarak perdenin altina saklaniyor. Kendimi toparlayip ikinci vurusa hazirliyorum ama terlik elimde oldugu icin yalinayak oldugumu hatirliyorum, karsi ataga gecerse korunmasizim. Perdeyi hemen araliyorum ama yok, hic bir yerde yok...

Iste bundan sonra kabus basliyor. Intikamini alicaktir cunku o intikamini hakediyor. Bunu biliyorum. Tekrar koltugumun basina donuyorum ama artik hicbirsey eskisi gibi olamaz. En ufak bir ses, bir kasinti bana onu hatirlatiyor. Pantolonumun pacasi obur ayagima degdigi anda tuylerim diken diken oluyor. Uyumamam lazim tetikte olmaliyim. Dizinin 2 bolumunu daha izliyorum, saat sabaha karsi 5 oldu. Gunisigindan korkarlar sabaha kadar direnmeliyim ama inanilmaz uyku bastirdi. Odam hemen yan odada ve kapisinin altinda dar bir bosluk var, oradan cok rahatca gecebilir arkadaslariyla. Biliyorum intikamini hakettim. Artik hicbir sey eskisi gibi degil, ne ictigim biradan zevk aliyorum, ne seyrettigim diziden ne de Jennifer Garner'dan. Hicbir sey artik eskisi gibi olamaz. Bu gece bu evde uyuyamam, hemen bu gece bu evi terketmeliyim. Bu sehri terketmeliyim. Ozur dilerim Istanbul seni cok seviyorum ama bu sehir bana ve o yaratiga dar artik. Basarisiz oldum Istanbul ozur dilerim.

2 Ocak 2006

Kurt Muhendisler Silikon Vadisi'nde

Bu kurtlar vadisi olayini ben anlamadim, bir iki kere izledim diziyi onceden zaten burada degildim ama delikanlilik mantigi uzerine kurulu baska bir dizi sadece. Sharon Stone falan da oynamis bi bolumde, cekimler cok kotu gibi geldi yani bumuymus be oldum, ilginc. Ne kadar yaslanmis kadin.

Son bolumu yayinlanirken biz Tophane'de nargile icip tavla oynuyorduk arkadaslarla, dev ekranlardan herkes izliyordu diziyi hatta sonlarina dogru tavla ses yapiyor millet rahatsiz olucak diye ara verdik. Polisler bile izliyordu. Garip geldi, belki de ben cok uzagim bu tur seylerden ilgim de pek yok ondandir.

O dizideki canak anten reklami nedir oyle bir de? Adini hatirlamiyorum ama cok ucuz reklam oldugunu hatirliyorum. Ya mesela delikanli abi modeli bir dizi olacagina birseyler ureten, yaratan insanlar ve bunlarin hayatta karsilastiklari gucluklerle ilgili gercekci guncel hayattan bir dizi falan olsaydi bu kadar tutar miydi?

Ben de delikanli muhendis dizisi yapicam, adi Kurt Muhendisler Silikon Vadisi'nde olsun. Cok delikanli devreler yapacak, elektrik akiminin bir iskence yontemi olarak kullanilmasina karsi cikacak, surekli ders calisacak, egitim sisteminin yaratici olmasi icin ugrasacak. Aslinda gizli kimligi olucak, 1 milyara calistigi sirkette haftasonlari dahil sonuna dek somurulen, fabrikalarda egitimsiz iscilere otomasyon sistemini sabahlara dek anlatmaya calisan bir muhendis olucak gizli kimligi ama geceleri kurt muhendis olucak. Hayali arastirma gelistirme yapmak olucak hep ama sorunlardan vakit olmayacak bir turlu.

Bilgisayarlara da ilgili olucak microsoft adindaki derin devleti cokerticek, kesin linuxcu olucak, apple kullanan arkadaslari da olucak ama onlar daha cok burjuvazi tipler olucaklar. Sonra spyware ve spamler ile savasacak, son sozu de "sonunu dusunen muhendis olamaz, olmasin" olucak.

Ve bunlarin hepsini cok delikanli bir sekilde yapacak gercekten, ceketi omzuna asacak, agir abi replikleri olucak. Sharon stone bana para teklif edicek rol kapabilmek icin. Cok seviceksiniz cok.

31 Aralık 2005

Herkese Mutlu Yillar


Deniz ve Noel Baba
Originally uploaded by mertulas
Deniz ve Noel Baba kostumu

30 Aralık 2005

2 yildan sonra kar


2 yildan sonra kar
Originally uploaded by mertulas
Pek sik guncelleyemiyorum gunlugumu bu aralar, yazamadigim surede yilbasi alisverisleri yaptim ve uzun suredir gormedigim arkadaslarla goruserek ve eglenerek geciriyorum gunlerimi ahah. Ha bir de Deniz'i mincikliyorum.



Bu arada tum notlarim iyi geldi (A- den dusuk yok diim :P)



Sonra ben geldikten 2 gun sonra Istanbul'a kar yagdi, kar yagan gece araba kullaniyodum Demircikoy'den donuyordum, eglenceliydi. Bu videoyuda sabah bizim evin bahcesinde cektim, 2 yil sonra karla ilk temasimi temsil ediyor :)

26 Aralık 2005

Linux'culerin bloglari

Blog Kardesligi'ne blog eklerken dikkatimi ceken bir sey oldu, linux kullanicilarinin bloglari cok kaliteli oluyor genelde. Tabii sonucta hepsi bilgisayarlarla ilgili insanlar oldugu icin bu normal diyebilirsiniz ama dizayn olarak genelde oldukca sade oluyorlar fakat icerik olarak okumasi guzel ve yasadiklarini paylasan bloglar. Bir de kendilerine has bir karakterleri var sanirim, baktim mi "hmm bu linux'cu blogu" diyebiliyorum.

Cogu da birseyler gelistiriyor, uretiyorlar ve buna ragmen oldukca alcak gonulluler. Cogu zaman anlamasam da linux ile ilgili yazdiklarini seviniyorum gorunce. Gorunce birseyler ureten kaliteli turk gencligim diyorum ahah. Bir tek Turkiye icin degil gerci, yurtdisindaki linux kullanicisi bloglarini da seviyorum.

Ben de cogu kez dusundum linux'e gecmeyi (aklin yolu bir) ama sahip oldugum tablet pc/palm/kamera vs. gibi donanimlari tanitmakta sorun yasiyacagimi bildigim icin hic gecemedim. Keske donanim ureten firmalar windows tekelinden cikabilse.

Turkce linux tabanli isletim sistemi Pardus gelistirme ekibinin bloglarina buradan ulasabilirsiniz, keske pardus tablet pc donanimlarini desteklese. Gerci daha denemedim hic belki de taniyordur bile... ah simdi baglanti koymak icin sitelerine baktim ki pardus 1.0 tam da bugun hazir olarak sunuluyormus (bugun cok yogun olmalilar, yetistirirler umarim) bu yaziya daha da anlam katti :)

23 Aralık 2005

Dondum

Gecen gece Istanbul'a dondum uzun ucak yolculugunun ardindan...

San francisco - Munich arasindaki uzun yolculukta orta siranin orta koltugunda oturuyordum ve kabus gibiydi... Yanimdaki alman adam hic konusmadi, surekli somurtuyordu ve hic yerinden kalkmadi, bende her kalkisimda adami uyandirdim ama bana ne yapicak birsey yok. Filmlerde cok rezildi. Her zamanki gibi hic uyuyamadim ucakta. Ikinci ucakta cam kenariydi ama gene de sikisikti. Lufthansa'nin ucaklarini yenilemesi lazim artik.

Neyse sonunda vardim Istanbul'a, ha ucakta biraz stres yasadim bir de, cuzdanimda kredi kartlarindan biri eksikti! Tabi telefon da edemiyorum kapatmak icin ucak inene dek bekledim. Heralde bir yerde dusurdum ya da unuttum ama online olarak baktim bir harcama yapilmamis, neyse iptal ettirdim karti ben donene dek yenisini cikartacaklar.

Sonunda yegenimi gorebildim, cok sevimli bir bebek, 2 ayda baya buyumus fotograflariyla karsilastirinca. Sunnet bile ettirmisler, onu da kacirmisim.

Bunun disinda adsl calismiyor evde ona uyuz oldum, bu yuzden online olamiyorum su anda da dial up baglantisi buldum zar zor baglaniyorum oradan. Adsl hattini arayip actirmam gerekebilir hatti sanirim cunku modemde dsl isigi hic yanmiyor. Babamda bizim ofisteki bilgisayar sistemleri de coktu onlarada bir bakiver dedi, bende zaten hic sasirmadim buna, hic bir zaman biraktigim gibi calisir bulamadim zaten.

Neyse simdilik bu kadar... Bu arada yemekleri ozlemisim be.