28 Mart 2007

İçimdeki asi penguen

Sanırım ciddi olarak Linux kullanmaya başlayalı yaklaşık 6 ay oluyor... İşte bu 6 ay sonunda galiba ilk kez "Linux" düşünerek karar almaya başladım. İki gün sonra döneceğim için kendime taşınabilir disk sürücüsü almak istiyordum, gittiğim alışveriş merkezinde bilgisayar ürünleri satan bir dükkan vardı, onlarda sadece Maxtor'un 200GB'lık modeli varmış ve fiyatı 99$'dı. Oldukça iyi bir fiyat aslında, sonra kutunun üzerinde sadece WindowsXP desteklediğini yazıyordu, kasiyere sordum Linux destekliyor mu diye, kasiyer diğer kasiyere sordu, diğer kasiyer yüzünde böyle "ne alaka" bakışı atıp bilmem ki dedi, sonra benim kasiyer internete girip araştırdı ama birşeyler bulamadı. Aslında büyük ihtimalle Linux'de de çalışıyordur ama emin olamadım ve işte sırf bu sebeple de almadım, kasiyer arkamdan alıp memnun kalmazsanız 30 gün içinde iade edebilirsiniz dedi, başımı çevirdim;

(baş çevirme esnasında saçımın havalı bir şekilde gözümün üstünde dalgalanmış olmasını isterdim o an ama daha 2 gün önce kestirdiğim için karizmam eksik oldu biraz)

-Hayır, en baştan kutusunda yazanları ve yaklaşımlarını beğenmedim, kalsın

Ben bir donanım alırken özgür olmak istiyorum, ben bir bilgisayar alırken üzerinde artık "designed for Windows XP" yazısını görmek istemiyorum, neden biliyor musunuz? Çünkü bilgisayar demek Windows demek değil, çünkü Windows'un engellemelerinden, hayatıma kattığı mavi ekranlı çilelerden, herşey için ekstra faiş fiyat çekmelerinden ve tekelci yaklaşımlarından gına geldi artık.

Size bir örnek sunayım, şu an Google olmasaydı muhtemelen çoğumuz hala 10MB'lık Hotmail hesabımızla sürünüyor olucaktık, şu an Firefox olmasaydı muhtemelen çoğumuz hala Internet Explorer'da binlerce pencere açmış olacaktık. Şu an Linux olmasaydı benim hayatımda hala "o mavi ekranlar" hala o restart düğmelerine basıp of çekmeler olacaktı. İşte Windows bunların hepsinin oluşumunu engellemeye çalıştı biliyor musunuz? Yıllar önce Netscape ile Windows arasındaki tekel davasını hatırlarsınız belki? Sonra düşünün neden aldığınız her bilgisayar donanımının üzerinde "designed for windows" yazıyor? Sizce donanım üreticileri kendi keyiflerinden mi koyuyor o logoyu? Belki de karşılığında Windows'dan para yiyorlardır ne dersiniz? Windows bulabildiği her imkanda açık kaynak yazılımın önünü kesmeye çalıştı biliyor musunuz? Windows'un bu hamleleri yüzünden bilgisayar dünyası potansiyel gelişiminin ne kadar gerisinde kaldı biliyor musunuz?

Benim Linux ile ilk tanışmamı anlatayım size ama bunun için önce size tüm bilgisayar geçmişimi anlatmam gerekir...

Mert'in bilgisayar geçmişi

Yaşım 10-12, o sıralar tüm çocuklarda Amiga var, ne güzel makinaydı o. Ben tabii ki babama bir tane alması için yalvarıyorum. Bir gün babam eve bir kutuyla geliyor ama biraz büyük bir kutu, Amiga olamaz... Kutunun içinden ilk bilgisayarım MAC çıktı... Evet evet muhtemelen ben şu anda koyu Mac taraftarı olan çoğu kişiden önce MAC kullanmaya başlamıştım. Babam tabii sırf oyun oynamasın bişeyler de öğrensin diye MAC almış bana Amiga yerine ki Amiga'dan çok daha pahalı haliyle... O zamanki işletim sistemi MAC OS System 7'di hatta yeni çıkmıştı. Memnun muydum? Hayır! Neden biliyor musunuz? Çünkü içinde hiç oyun yoktu :) O yaşlarda tek derdim oyundu ve Mac üzerinde çok az oyun vardı, çok iyi hatırlıyorum büyük bir Mac bayisi vardı Levent'te (şimdi kapandı) bir de karşı yakada. Oralara gidip oyun dilenirdim adamlar da ellerinde olan oyunları diskete çekip bana verirlerdi, yani kutulu falan satılan birşey yok ortada tamamiyle adam bir yerden bulmuş yüklemiş kendine bana da satıyordu, iyi de para istiyordu kazıkçılar kendilerine maliyeti sıfır olan oyunlar için. O zamanlar amigası olan bütün arkadaşlarım Levent'te şu an McDonalds'ın karşısındaki pasajın içindeki Show Computer'dan (adını çok iyi hatırlıyorum, şimdi orası da kapanmıştır) ucuza bir sürü oyun alıyordu, ben sürünüyordum elimdeki dandik oyunlarla... Bir de bu Mac'in o zaman ki sistemi arada çöküyordu komple açılmıyordu hiç, tamir için bilgisayarı karşı yakaya götürürdüm, adamlara 50 dolar verip tamir etmelerini bekler 2 gün sonra da gidip alırdım bilgisayarı. Ben tabi bilgisayarı anlamak için sistemi kurcaladıkça bişey olup bozuluyor, içimde nasıl bir sıkıntı oluyordu, annemden 50 dolar istiycem az para değil, oraya dek taşıycam bekliycem iki gün tamir olmasını falan... Her seferinde kendi kendime kızıyordum neden kurcalıyorum diye. Adamlar da götürürken her seferinde benden bilgisayarla birlikte gelen disketleri de istiyorlardı nedense. Neyse ben çok sık götürmeye başlayınca adam bir gün bunalmış olacak ki dayanamayıp söyledi,

-Ya aslında biliyor musun bu disketlerden sen de sistemi tekrar yükleyebilirsin...

Eşşoğlu eşşekler, çok afedersiniz tekrar söylemek istiyorum eşşoğlu eşşekler... Her seferinde benden 50 dolar alıp bana o koca bilgisayarı o kadar taşıttılar kaç kere çocuk başıma, kendi başıma yaptığımda 30 dakika süren sistemi yeniden yükleme işlemi için beni en az 2-3 gün beklettiler, ben kendim keşfetmiyeyim diye bana sakın bu disketleri kurcalama dediler sonra da bunalınca bana diyor ki "ya bak aslında sen kendi disketlerinle kendi evinde para vermeden de yapabilirsin"

Son bir kez hep birlikte; "Şimdi mi söylenir bu eşşoğlu eşşekler!"

Tahmin edersiniz ki o gün benim MAC maceramın sonu olmuştu, bir daha hiç bir Apple ürünü almadım, bugün bile ne bir ipod ne de başka bir şey çünkü bence hala aynı mantık sürüyor (bakınız ömrü dolduğunda değiştirilemiyen ipod pilleri)...

O zamanlar oyun alanında yeni bir platform doğuyordu... 486lar! Show Computer'de PC oyunları Amiga oyunları yanında artmaya başlamış herkes kataloglardan oyun beğeniyor bu oyunlar arj'da sıkıştırılarak disket başına fiyatla satılıyordu. Hemen yalvar yakar bir PC aldırdım babama, MAC'i onun ofisine postalatıp. O zamanlar Windows 3.1 yeni çıkmış, bilgisayar ilk açıldığında dos ekranı komut satırı çıkıyor, 2 satırlık arj komutuyla sıkıştırılmış 16 disketlik oyunlar açılıp oynanıyor, büyük heyecan fırtınası, sıkılırsak da win yazıp windows 3.1'e geçiş yapılıyor. O zaman windows 3.1 PC'ciler için çok büyük yenilik ben MAC'den alışık olduğum için ne var ki bildiğin bilgisayar işte diyordum... Sonra CD formatı müziklerden sonra ilk defa bilgisayar oyunları için de kullanılmaya başladı. Aman tanrım ne grafiklerdi onlar öyle... Show Computer'da görüyorduk, Show Computer'in sahibi bize geleceğin teknolojisi bu CDler diyordu... Bir CD 650 MB benim o zaman ki bilgisayarın hard diski 340 MB... Hemen 2 hızlı bir CD sürücü alındı, gelsin oyunlar, yepyeni bir heyecan fırtınası. Kopya bir CD oyun o zamanlar 35 dolar, bir arkadaşımızın doğumgünü olduğunda 3-5 arkadaş para toplayıp ona bir CD oyun alıyorduk, arada biz de oynayabiliyorduk böylece :) Bu arada artık windows 95 çıkmış, herkes onu kullanıyor artık ama herkes çok yer kapladığından yakınıyor.

Bir süre sonra artık CD oyunları yavaş kalmaya başladı bizim bilgisayarlarda... sonra birden Pentium çipli bilgisayarlar çıktı, arkadaşlarım içinde Pentium'a ilk ben geçmiştim bazı oyunlar olması gerekenden bile hızlı çalışıyordu, oldukça kıskanılmıştı o zamanlar bilgisayarım :) Hatırlıyorum IBM markaydı, kendi CD sürücüsü vardı... Pentium 75, 600MB disk alanı var vay beee... Su anda hala babamın ofisinde en basit word işlemlerini yapmak için durur bir köşede o bilgisayar. Sonra Windows 98 çıkar, 95'e göre daha iyi ama daha çok yer kaplıyor ve 486lar için oldukça fazla işlemci gücü istiyordu. 486sı olan bir arkadaşım heves edip 95'ten yükseltmişti, hard diskinde sadece 80MB boş yer kalmıştı, bana sormuştu napiim kullanayım mı diye, ben de;

-Valla işletim sistemi yüklüyorsun ama yükledikten sonra işletecek bir dosya alanın kalmıyor... tabii gene sen bilirsin

deyince gaz olup pentium işlemcili, yüksek disk kapasiteli yeni bir bilgisayar almıştı o da... Daha sonra abuk subuk bir Windows 2000 çıktı hiç yüklemedim bile. Bu arada artık ekran kartları ayrı satılır olmuştu, o zamanlar Vodoo en popüler, en hızlı ekran kartıydı sonra Nvidia satın almıştı onu da. Oyunlardaki abartı grafikler artık bizi şaşırtmıyordu bile. Yeni işlemciler hızla çıkıyordu; Pentium MMX, Pentium 2,3,4... Ama asıl yükselen başka bir şey vardı, o da internet...

İnternet bağlantıma sanırım orta 2 veya orta sonda kavuştum, o zamanlar ilk modemim external US robotics 28K (ama yazılım ile 33.6K ya yükseltilebiliyordu neden böyle opsiyonel yaptılarsa...) o zaman IBM Pentium 75'imi kullanıyordum. O sıralar internette arama motoru olarak altavista ve yahoo'nun adı geçerdi bir tek. Eksisozluk daha kurulmamıştı ya da yeni yeni kuruluyordu Odtü'lüler tarafından sanırım. BBS odaları vardı, Türkiye'deki bir bilgisayar dergisinde reklamlarını görüp yabancı bir BBS sitesine girmiştim on beş dakika kadar, o yurtdışına yapılan on beş dakikalık bağlantı bile o ayki telefon faturası yüzünden babamdan azar işitmeme yetmişti. Superonline ile bağlanıyordum internete, Doruk Net ve Turk.Net bağlantıları da popülerdi, o zamanlar sabit bir fatura ödeyip istediğin kadar kalabiliyordun internette, hiç telefon parası yazmıyordu Superonline bağlantılarında. Sonra çok sömürülüyor diye Türk Telekom bunu kaldırmıştı ve telefon hattında kaldığın kadar düşük tarifeden para yazmaya başlamıştı. En popüler mekanlar IRC sohbet odalarıydı, o zamanlar ünlü zurna odası vardı orada yönetici olmak büyük ayrıcalıktı ama zurna çok popüler ve kalabalık olduğu için diğer odaları daha çok seviyordum ben... İşte o zamanlarda bile linux kullanıcısı abilerin kurduğu linux odası vardı, o zamanlardan bedava bir açık kaynaklı işletim sistemi fikri (gerçi o zamanlar açık kaynağın anlamını bile tam olarak bilmiyordum ya) bana cazip geldiği için ilk kez o zamanlar linux kurmuştum bilgisayarıma, hangi sürümü şu an hatırlamıyorum...

Yükledim bilgisayara bir sürü yazı yazdı, kullanıcı adımı ve şifre yaratmamı istedi yarattım, çat diye komut satırı çıktı karşıma... "win" yazıyorum yok (ahah linuxde ilk yazdığım komutun win olması da bayaa saçma biliyorum :) ), "dir" yazıyorum yok... Ekranda komut satırı yanıp sönüyor sadece... Tabii ki ben linux komutlarından bihaber olduğum için hiç bişey yapamıyorum, dos komut sistemi ile çok farklı ve çevremde öğreticek biri de yok. Sonra bilgisayarı tekrar Windows'da açıp soluğu IRC'deki linux odasında aldım. Odada bir sürü şey konuşuluyor ama ben neredeyse hiçbirini anlamıyorum, sonra cesaretimi toplayıp sordum;

-Ya linux'da böyle windows gibi pencere sistemine nasıl geçiliyor acaba?

O zamanlar sanırım X grafik sistemi yoktu ya da yeni yaratılıyordu linux için. Bu sorumla büyük bir tartışma başlatmıştım linux odasında farkında olmadan, kimi;

-Grafiksel arayüze hiç gerek yok, boşu boşuna bilgisayarın kaynaklarını tüketiyor hızı yavaşlatıyor

derken kimi daha ılımlıydı,

-Aslında olabilir, üzerinde düşünüp ortak bir platform yaratmak lazım

kimileri de benim o zamanlar anlamadığım bir çok teknik terimden bahsediyordu, anlamadığım için aklımda bile kalmamış... Bundan sonra 2004 yılında tekrar denedim, bir çok şey çok güzelleşmişti ama sistemimdeki bazı aygıtları tanımadığı için vazgeçmek zorunda kalmıştım gene.

Yıl 2006, Linux Mert'in hayatına sarsıcı bir şekilde geri dönüş yapıyor :) Yıllar geçti, bir çok şey değişti ama inanın Linux'de değişti ve artık 1 değil 4-5 çeşitte windows tarzı pencere sistemi mevcut, seç beğen al. Hala kafanızda şüpheleriniz var biliyorum o yüzden lütfen sadece şu videoyu izleyin;


Bu videoda görülen işletim sistemi tamamı türkçe olan linux tabanlı Pardus (ve üzerinde Beryl eklentisi) İlk izlediğinizde karışık gözükebilir ama inanın hem görünüm olarak hem de kullanılabilirlik olarak bağımlılık yaratıyor. Böyle bir işletim sistemini kullanmanın size maliyeti 0 YTL (bireysel kullanıcılar için). Bu sistemi eski pentium 3ünüzde bile çalıştırabilirsiniz.

Windows Vista mı? Hani şu doğru düzgün çalıştırabilmek için bir süper bilgisayara ihtiyaç duyulan, bilmem kaç yüz dolar para verilen ve grafiksel olarak bu videodakinin onda birini anca yapabilen, sürekli güvenlik açığı bulunan işletim sistemi mi? Evet o da piyasaya çıktı :)

Şimdi düşünün bir tarafta dünyanın en zengin şirketlerinden biri, diğer tarafta yalnızca gönüllülerin hiç bir ücret almadan geliştirdikleri bir işletim sistemi. Sizce Windows size paranızın hakkını veriyor mu? Şimdi Windows'un neden yıllardır açık kaynak yazılımları engellemeye çalıştığını anlayabiliyor musunuz?

Hikayenin en başına dönecek olursak, ben şu anda çift işletim sistemi (linux ve WinXP) kullanıyorum ve taşınabilir disk almamın tek sebebi ise dosyalarımı yedekleyip şu boş yere yer kaplayan Windows'dan kurtulmak (mevcut bilgisayarımla birlikte gelmişti) ve linux'e kesin geçiş yapmak. Sadece linux kullanınca Windows'un tekeline almaya çalıştığı donanım üreticilerinin sırf Windows için yapılmış bazı donanımlarını kullanamayacağım evet biliyorum ama umrumda değil, o zaman o donanımları almam, linux destekleyenleri alırım.

Son olarak Linux'e geçiş yapmak sadece işletim sistemini değiştirmek değildir, Linux'a geçiş yapmak kafanızdaki felsefeyi değiştirmek, özgürlüğünüzü istemektir. İşte Windows'un tekelinde bilgisayar dünyasının nasıl gelişmelerden mahrum kaldığını görebiliyor musunuz? Satın aldığınız donanım inanın çok daha fazlasını yapabilir sizin için, sadece onu özgür kılmanız gerekiyor, Linux artık sadece bilgisayar kurtlarına değil, özgürlüğünü arayan herkese kollarını açıyor.

10 yorum:

  1. keşke başını çevirmek yerine alsaydın o taşınabilir disk sürücüsünü (:
    ben çok yakın bi zamanda 80GB lık (Western Digital) bir taneyi 100$ a aldım, üstelik süper indirim kisvesi altında =)

    YanıtlayınSil
  2. Disk konusunda tavsiye verebilirim :) Ben de laptop diskimin yetersiz kalması nedeni ile harici disk kullanmaya başladım. Windows ve türevlerini kullanmadığım için diskimi gnu/linux (ext3) şeklinde biçimlendirdim pek fazla araştırmadan ancak usb disklerde ext3 çok sağlıklı olmuyormuş, hem tecrübe ettim hem de sonrasında araştırdım.

    en iyi seçim fat32 yapmak sanırım usb diskler için. ben 80 gb lık diski fat32 olarak biçimledim ve 2 haftadır sorunsuz olarak kullanıyorum gnu/linux'da. Yalnız windows altında 30gb ve üzeri bölümleri fat32 biçimine sokmaya izin vermez Eğer Pardus kullanıyorsan gparted isimli program zaten sistem de mevcut onunla sorunsuz bir şekilde fat32 olarak biçimlendirip bağlayabilirsin diski, böylece hem windows da hem de pardus'da sorunsuz kullanabilirsin.

    şimdiden hayırlı olsun :)

    YanıtlayınSil
  3. Pardus kullanmıştım ben gayet güzel. Ben de sistem programlamaya yönelik çalışmak için Linuz kurmak istiyorum, daha iyi olacagını söylüyorlar, debian kurdum D'ye ama daha pek ilgilenemedim. İyice alıştıktan sonra ben de tamamen geçiş yapıcam sanırım.
    Bu arada hikaye kısmını beğendim çok, bilgisayar tarihi resmi geçidi gibi :P

    YanıtlayınSil
  4. Bir ara ubuntu yukledim bilgisayara ve cok memnum kaldim. Simdi de mac kullaniyorum. Ve cok memnunum. Yeni bir laptop alirsam da kesinlikle mac olacak.
    Abim Pardusu begendigini soyledi ama ben yukleyip test etmedim. Bu arada 250GB external hard drivei (western digital) $100a aldim.

    YanıtlayınSil
  5. ben de evde pardus kullanıyorum ve çok memnunum şu sıralar.

    YanıtlayınSil
  6. bende sizin gibi hem windows xp 'yi hemde pardus'u bir arada kullanmak istiyorum.
    Nasıl kurmam gerektiği hakkında bilgi verir misiniz?
    Birde o vidyoda pencereler felan çok hızlı açılıyordu. Bilgisayarınızın özelliklerinden mi kaynaklanıyor, yoksa pardus'dan mı?

    YanıtlayınSil
  7. "Cok da" gecikmeden yeniden Linux'a donmen fevkalade isabetli olmus ;)

    YanıtlayınSil
  8. Merhabalar,
    Çok güzel bir yazı olmuş elinize sağlık. Bilgisayar kullanım tarihçesi güzel bir gezinti yaptırdı zaman içinde. Bir ara benim de yapmam lazım bunu...

    Ancak Linux ile dediklerinizin bir kaçına ufak itirazlarım olacak sanırım. Konu ile ilgili olarak bir zamanlar bir yazı yazmıştım ("Microsoft ve Bedava"). Orada neden Microsoft' un bedava olamadığına ilişkin bir şeyler yazacaktım ancak daha sonra neden Linux' un aslında şirketler için bedava ol"ma"dığını irdelemiştim. Bir de Vista konusunda herkesin "onu Mac' ten almış, bunu Linux' tan çalmış" gibi bence tam bilmeden konuşma huyu var bu aralarda. Bu konuda da şu yazıya göz atmanızı tavsiye ederim : Windows Vista Mac OSx' i Taklit Ediyor mu, etmiyor mu?

    Saygılarımla...

    YanıtlayınSil
  9. Oncelikle gec cevaplar icin ozur dilerim herkesten;

    @budalaperi: aslinda o kadar fiyat farki yok soyle aciklayayim, muhtemelen sizin almis oldugunuz tasinabilir disk kucuk boyutlarda, benim orada baktigim gene external ama yanimda tasimak icin tam olarak mobil sayilmazdi. Ben buradan 120$'a 120GB ve gercekten avucici sayilabilecek bir h.disk aldim ve oldukca memnunum. Aralarindaki fark gercekten mobil olanlarda kucuk boyuttaki dizustlerinde kullanilan hard diskler kullaniliyor bu da fiyatlarini arttiriyor.

    @gcg: ben ntfs de formatladim 120GB oldugu icin hem linux hem de windows da rahatca kullaniyorum, (linuxteki tam ntfs destegi sagolsun) tahminim fat32 yapsam daha hizli olurdu ama pardus degil ubuntu kullaniyorum o yuzden gparted programini bulmak icin ugrasmak istemedim. Tavsiyelerin icin cok sagol :)

    @ludmilla: ben de babamin bilgisayarina pardus kurdum memnunum, Gnome'dan sonra KDE biraz garip gelse de... Hikayeyi begenmene sevindim :)

    @ycurl: ucuza almisin gercekten h.diskini, fiziksel boyutlari nasil avuc icine sigar mi? Ben de su anda ubuntu kullaniyorum ve gayet memnunum :)

    @wanadoo: evet pardus shik olmus gercekten

    @yunus emre can: oncelikle cift isletim sistemi yapman icin dual boot yapman gerekmekte yani h.diskini ikiye bolup bir kismina linux diger kismina windows yukleyeceksin, bunu yapmak sandigin kadar zor degil su anda windows kullandigini varsayarsak cunku zaten yuklerken sana yol gostericektir linux. Bunun disinda sana iyi haber o videoda gordugun hersey en ufak ayrintisina dek ayarlanabiliyor, bu da linux ve acik kaynagin en guzel yanlarindan biri, kolaylikla kisisellestirilebilmesi :)

    @cem vedat isik: evet bence de cok tesekkurler :)

    @tolga mirmirik: gec cevap yazdigim icin ozur dilerim, yazilariniza sizin blogunuza misafir olup orada cevap vermem tartisma acisindan daha uygun olacak snairim :)

    YanıtlayınSil
  10. bende windows xp var tamirciye yaptırdım,svchost.exe zaten adamı deli ediyor kapatınca da 60 saniyelik kapatma sayacı açılıyor...

    YanıtlayınSil