12 Mart 2006

Cok tesekkurler Gizem'cim


Ablam benim icin cok guzel bir yazi yazmis, cok tesekkur ederim Gizem'cim, cok guzel olmus gercekten. Bak yuvadaki bana tokat atan kirmizi hirkali olan. Keske o yaziyi yorumlara acsaydin oraya da yorumumu yazardim :)

Bu arada Deniz'de ne cok buyumus kaciriyorum buyumesini :(

11 Mart 2006

Mac OSX gorunumu

Gene can sikintisindan masaustu gorunumunu tamamiyle degistirdim, bu sefer tamamiyle Apple'in OSX tarzi yapmaya calistim. Eh ilk bilgisayarim Apple'di, gorunum ve grafik olarak ozlemisim sanirim.


Normalde bu gorunumu elde edebilmek icin bir suru program yukleyip bir cok ayarlarini yapmak gerek ama cok faydali toplu bir paket var bunlarin hepsini sizin yerinize yapan ve begenmediginizde programi kurdugunuz gibi silebiliyorsunuz ve eski ayarlariniza donuyorsunuz.

Bu paketi buradan indirebilirsiniz. Paketin yayinlandigi sitede tamamiyle MAC isletim sistemi gibi yapilmis, oldukca ilginc.

7 Mart 2006

Etiketini alnina iyice yapistir, aman dikkat et dusmesin !

( B.T.G.K. siteme biraktigi bir yorumda eskilerden bir hikaye anlatmami istemisti. Ben de 19-20 sene geriye, yuva yillarima kadar donuyorum. )

Yil 1986. Babam belediyede calisiyordu o zamanlar, ben de her gun babam ve babamin belediyeden soforuyle o surlarin altindan gecer, belediyenin onundeki aslan heykellerine bakardim. Sonra babam beni yuvaya birakir, cizme ve paltomu cikarirdi. Bir keresinde bana sormustu;

-Mert yuvadan hoslandigin kiz var mi?
-Vaaaar
-Adi ne?
-Zeynep (simdi adini tam hatirlamiyorum ama zeynep olarak gecicek hep bundan sonra)
(o sirada yanimdan adi zeynep olan obur kiz gecer)
-ama bu degil baba oburu, bu degil (bagirarak)
-tamam oglum
(o sirada tam onumuzden asil kiz zeynep gecer, kizin 2 metre otesinden parmakla gene bagirarak)
-bak iste bu baba bak, gordun mu bu iste...
(kiz onumuzden gulumseme ile gecer)
babam guldu cizmelerimi cikarirken sonra da calismaya az ilerideki belediye binasina gitti.

Yuvada yanlis hatirlamiyorsam sabah oturulur salak sacma seyler yapilir, sonra "zorunlu ogle uykusu"na yatilirdi en az 1 saat, daha sonra da ogle yemegi yenir ardindan gene sacma sapan seyler yapilip zaman oldurulur ve aileden birinin gelip bizi almasi beklenirdi.

Bu ogle yemeklerinde herkesin oturdugu yer belliydi, herkesin onune tabagi, catali bicagi onceden yerlestirilirdi. Tum catal ve kasiklar ayni duz metaldendi biri haric, bir tanesi uzeri islemeli ve daha kaliteli kolay bukulmeyen metaldendi. O ozel catal ve kasigin kime denk gelecegi belli olmaz, sansa gore birisine denk gelir derlerdi, bana o gune dek hic denk gelmemisti.

Sonra uzun ogle uykusu vardi, hic sevmezdim. Uyu diyince uyunmazdi ki, yatakta donup dururdum. Biraz asiri hareketli bir cocuk oldugum icin ogle uykusunda sessizce uyuyamadan o yatagin icinde cok sikilirdim hele sicak havalarda. Ileride ogretmenler nobet tutar gibi oturur masanin basinda muhabbet/dedikodu yaparlardi, arada da cocuklardan uyumayanlari uyarir kizarlardi.

Bir gun gene uyuyamiyordum yatagin icinde. Ileri baktim ogretmenler konusuyordu masada, kafami cevirip gozlerimi kapadim, gozlerim kapali olunca uyudugumu sanirlardi. Sonra cok sikildim ve ayiptir soylemesi yorganin altindan pipimle oynamaya basladim ama tahmin edersiniz ki 5-6 yaslarindaki bir cocugun cinsel bir icgudusu olmasi pek olasi degildir, elime bir oyuncak versenizde onunla da ayni sekilde oynardim heralde o yasta. (ama cok ufak bir ihtimalle de dunyadaki en genc masturbator unvanini hak ediyor olabilirim) Neyse ben gozlerim kapali farkedilmedigimi dusunurken ayak sesleri duyuyorum, gozlerimi cok hafif araliyorum, yaklasan genc, benim daha cok hoslandigim, ogretmen. Gozlerimi kapiyorum tekrar, baska bir yere gidiyordur, hic kipirdamazsam beni farketmez diyorum kendime. Ayak sesleri tam onume dek geliyor. Benim gozlerim hala kapali, hareketsiz yatiyorum. Birden bir el uzerimdeki yorgani cekiyor, gozlerimi aciyorum ve ogretmenle goz goze geliyorum, ogretmen basini asagi indiriyor, sonra tekrar yuzume bakiyor ve "terbiyesiz" diye bagirip guzel bir tokat atiyor yuzume. Ben neredeyse tokatla es zamanli avazim ciktigi kadar zirlamaya basliyorum. Normalde uyumayanlara kizip bagirmalari normaldi ama niye bu kadar sert tokat attigini anlayamiyorum, masaya geri donuyor, obur ogretmen ona soru dolu bakislarla bakiyor neden boyle bir sey yapti diye, bende ona hesap vermek zorunda kalicak simdi diyorum icimden. Aralarinda duyamadigim birseyler konusuyorlar, belki de kendi aglama sesim o kadar yuksek ki o yuzden duyamiyorum. Sonra obur ogretmen bana tarif edemiyecegim bir gulumseme ile bakiyor eliyle agzini kapayarak. Onun bu yaptigina hak vermis olmasina inanamiyorum. Aglama sesinden diger cocuklar uyaniyor, genc ogretmen bana bagiriyor "yeter artik zirlama" diye.

Ileriki gunlerde yuvaya hic gitmek istemiyorum, ogretmenin yuzunu gormek istemiyorum, hoslandigim kiz hic benimle konusmuyor. Tum gun sadece evde cizgi film izlemek istiyorum ama annemler beni gene zorla yuvaya goturuyorlar. Sonra bir gun hersey degisiyor. Sebebini bilmiyorum, o kadar ani oluyor ki anlayamiyorum.

Ilk once fotograf cekiminde anliyorum, her donem sonunda toplu sinif fotografi cekiliyor merdivenlerde, ben arkada ortalarda bir yerde oturuyorum merdivende. Ogretmen en onde, arkaya bana dogru bakiyor, gene ne yaptim diye dusunuyorum, "Mert'cim gelsene one, yanima " diyor, saskinca yanina oturuyorum, kolunu boynuma atiyor, mutlu bir sekilde gulumseyip poz veriyor. Ben saskinim hala, hic konusmadan aramizdaki sorunun cozulmesine seviniyorum bir bakima da cunku nedense bu konudan buyuk bir utanc duyuyorum, aileme bile soylememisim.

Daha sonra ogle yemegine oturuyorum ve inanilmaz bir sey, o suslu catal ve bicak benim masamda. Ilk defa. Daha sonra tum hafta boyunca hep benim onume denk geliyorlar, tum arkadaslarim cok sansli oldugumu soyluyorlar, sanirim haklilar diye dusunuyorum.

Artik kis doneminin sonu geliyor, disarisi karli. Ogretmenler belediyenin bahcesinde yuruyuse cikariyorlar tum ogrencileri, yilda bir kere olan birsey. Karlarda oynayabilcek miyiz? Hayir tum ogrencileri ikili siraya sokuyorlar kaybolmayalim diye, duzenli bir yuruyus yapilip geri donulcek. Ben de siraya geliyorum, sirada hemen yanima hoslandigim kiz Zeynep oturuyor. Cok sasiriyorum cunku babama onu gosterdigimden beri hic konusmamisti benimle, hep baskalarinin yanindaydi. Yurumeye basliyoruz, Zeynep;
-bak orada hic ayak basilmamis kar var, hadi oraya gidelim
-yok ya ogretmenler cok kizar
-birsey olmaz hadi korkma gel

Ayak basilmamis karda hoslandigim kiz ile yuruyorum, o gun benim en mutlu gunum. Birden korktugum basima geliyor, ogretmen cam agacinin yaninda beliriyor, bizi aramaya cikmis. Eyvah diyorum su kizin aklina uydum simdi dayagi yedik gene diyorum, Zeynep birden yanima yaklasiyor ve elimi tutuyor. Ben inanilmaz urperiyorum. Mimlenmisim zaten onceden bir de issiz yerde sinifin en guzel kiziyla yalniz basima yakalaniyorum, kiz da elimi tutuyor, kesin ben cekistirdim onu buraya sanicaklar, o an yiyecegim dayagi hayal bile edemiyorum. Basimi one egmis bekliyorum artik. Ogretmen "mert" diye bagiriyor, "kafani kaldir, yuzume bak Mert". Zeynep'de bir yandan elimi cekistiriyor. Kafami kaldiriyorum, ogretmen elinde fotograf makinesi "gulumse" diyor bana, nasil ya? Zeynep cok guzel gulumsuyor, ben saskin saskin bakarken cekiliyor fotograf (o fotograf hala ya ablamlarda ya da annemlerde durur, keske tarayip bilgisayara aktarsaymisim, buraya koyardim cok guzel) Ogretmen daha sonra cok sakin bir ses tonuyla bize hadi siraya geri donun, donucez artik diyor. Inanamiyorum. Herseyin birden bu kadar degismesine, neden neden diye dusunuyorum. Hersey nasil olur da birden bu kadar iyiye gidebilir?

Yil 1999, aradan 12 yil gecmis. Ben OSS'ye hazirlaniyorum. Bir gun annemle konusurken annem bana yuvada yapilan bir testten bahsediyor, diger ogrenciler icinde en yuksek puani aldigimdan. Testi yaptiklarini hic hatirlayamiyorum hafizamda ama bazi taslar yerine oturmaya basliyor. Yuva ogretmenimin birden bire benle arkadas gozukmesini, benimle gurur duymasini anliyorum, birden bire sansli catal ve bicaklarimin tum hafta bana denk gelmesini anliyorum, ogretmenin en sevdigi populer ogrencisinin elini tutan Zeynep'i anliyorum.

Yil 2006 ben insanlarin etiketlenmesini anliyorum. Alinlarinda guzel kiz, basarili is adami, populer cocuk, universite mezunu, entel, zeki cocuk yazan etiketli insanlari anliyorum. Etiketlere verilen onemi anliyorum. Etiketi senin yazip yazmadigin onemli degil, tek yapman gereken onu kaybetmemek. Onu kaybetmemek icin herseyi cigneyebilirsin. O yuzden etiketini alnina iyice yapistir, aman dikkat et dusmesin olur mu ?

Kapananlar

Yakindan takip ettigim bir kac blog kapanmis, uzuldum :(

Sugibi (yazmaktan eskisi kadar keyif almadigindan sanirim), Defneinwonderland (sebebini bilmiyorum), Anitez (gecici bir bakim asamasidir umarim), Deniz ve Sarper (kisisel sebeplerden kapandi), Olmayan ulkenin cocuklari (bu borctan kapanmis), Prag (kapali gibiydi, yeni bir yazisi var ama hala emin degilim)

Yaprak dokumu sonbaharda olurdu halbuki...

2 Mart 2006

Jonquille sobelemis

yaptığım 4 iş:

ogrencilik ve IT isleri bir de elek. muh. ile ilgili s1k1c1 stajlar

defalarca izleyebileceğim 4 film/dizi:

hmm aklima gelmeyen bir suru film vardir sanirim ama aklima su an sadece romantik olanlar geliyor nedense...

English patient, casablanca, closer, lost in translation

yaşadığım 4 yer:

istanbul, san jose, bodrum, 2 ay da oxford

izlediğim 4 TV programı:

tv seyretmiyorum burada

tatil için gittiğim 4 yer:

hawaii, japonya (gidicem az kaldi), italya, bodrum (tum liste gezdigim ulkeler kisminda yanda, hepsine de gezmek icin gitmistim)

en sevdiğim 4 yemek:

manti, sehriyeli pilav, karides guvec kasarli, mantarli ve misirli hersey

hemen şimdi olmak istediğim 4 yer:

istanbul-ev, istanbul-bogaz, istanbul-taksim, bodrum-hamak

Not(1): Jonquille kusura bakma onceden okumustum biraz gec cevap yazdim ama bu aralar biraz yogun ve karisikti.

Not(2): beyaz tenli guzel kadin gecmisten bir sey anlatsana demistin, onu da yazicam bu ara, zaman ve kendimde guc bulunca

Son Not: Sobelemeyi unutmusum, hemen Deniz ve Ceren'i sobeliyorum.

1 Mart 2006

Dedem vefat etti

Bu gece babam telefonuma mesaj birakmis beni ara diye, sesi biraz kotu geliyordu zaten. Dedemi kaybetmisiz dun gece. Neredeyse 90 yasindaydi, kalp yetmezliginden vefat etmis. En son kis tatilinde 23 Ocak'ta buraya donmeden 1 gun once ziyaretine gitmistim. Yasindan dolayi yatalakti ama o yastaki cogu insana gore cok daha iyi durumdaydi. Beni gordugune sevinmisti. Zaten annemler ne zaman ziyaretine gitse Mert nasil, ne zaman donucek diye soruyormus. Aci cekmeden, hastaliga yakalanmadan olmus olmasi tek tesellim sanirim. En cok bu zamanda ailemin yaninda olamayip onlara destek olamamak uzuyor beni... Umarim bende bu kadar uzun ve saglikli yasayabilirim. Hmm artik iki taraftanda ne buyukannem ne de dedem var.

Basimiz sagolsun babacim keske yaninizda olup destek olabilseydim.

27 Şubat 2006

24

Netflix'e uye olduktan sonra daha sik dvd izler olduk, bende 24'un Turkiye'de yayinlanmayan 4.bolumunu izledim. (teroristler turk oldugu icin yayinlanmadi sanirim)

Turk ailesi garip olmus, isimler "behruz, dina, navi" falan oyle garip turkce'de olmayan isimler. Sonra bir yerinde adam internette saldiri buluyor, "kodlara baktim yalniz hepsi ingilizce degildi, orta dogulu dilinde gibiydi ya turkce ya da arapca emin olamadim" diyor.

Simdi arkadasim madem boyle populer bir dizi yapiyorsun biraz arastirma yap.

1) turkce isimler bulmak o kadar zor degil, google dan aratmaya bakar is
2) kod dili universaldir, ekrana yazacagin komut ekranlarini belki baska bir dilde yazdirabilirsin ama kodun kendisi universaldir. Yepyeni bir mimaride yeni bir isletim sistemi yaratmadigin ya da yeni bir kod yaratmadigin surece. Yani arapca C kodu yazamazsin, yazsan bile diger bilgisayarlara okutamazsin.
3) Orta dogulu dili nedir? Arapca ile turkce arasinda biraz fark var, alfabe falan farki. Yani bunu arastirmak google da iki kelime aratmaktir. Turkler arap alfabesi kullanmiyor 1928'den beri. Hani ya turkce ya da arapca gibi bir ikilemde kalmak oldukca zordur.

Bir de diziyi seyrederken ne kadar muhafazakar oldugunu farkettim, klasik "ben amerikan savunma bakaniyim bana birsey yapamazsin" diyaloglari, gerek ulke guvenligini korumak icin her yolu cignemek mubahdir anlayisi (buyuk olcude insan haklari)olsun. Savunma bakaninin eline silah alip teroristleri vurmasi falan (iste savunma bakani boyle olur anlayisi)... Bir de artik cekici yani ya da heyecani kalmiyor pek, hep supriz bekliyosun zaten. Gerci daha sadece ilk 4 saatini izledim, bakalim ilerisinde belki yeni bir seyler olur.

5.sezonun ilk bolumunun Amerika'da izlenme rekoru kirdigi dusunulurse oldukca genis bir kitleye ulasan bir dizi ozellikle de bu yuzden biraz arastirma yapilsaymis senaryo uzerinde daha iyi olurmus.